Profilo di guneshayatı ıskalamak gibi sa...FotoBlogElenchiGuestbook Strumenti Guida
Ziyaret ettiğiniz için teşekkürler!

Commenti (16)

Attendere...
Il commento immesso è troppo lungo. Immetti un commento più breve.
Immissione non effettuata. Riprova.
Impossibile aggiungere il commento al momento. Riprova più tardi.
Per aggiungere un commento è necessaria l'autorizzazione di un genitore. Chiedi autorizzazione
I tuoi genitori hanno disattivato i commenti.
Impossibile eliminare il commento al momento. Riprova più tardi.
Hai raggiunto il numero massimo di commenti pubblicabili giornalmente. Riprova tra 24 ore.
Impossibile lasciare commenti. La funzionalità è stata disattivata perché i sistemi hanno rilevato una possibile attività di spamming dal tuo account. Se ritieni che il tuo account è stato disattivato per errore, contatta il supporto tecnico di Windows Live.
Esegui il seguente controllo di protezione per completare la pubblicazione del commento.
I caratteri digitati nel controllo di protezione devono corrispondere ai caratteri dell'immagine o della riproduzione audio.

Per aggiungere un commento, accedi con il tuo Windows Live ID (se utilizzi Hotmail, Messenger o Xbox LIVE possiedi già un Windows Live ID). Accedi


Non hai ancora un Windows Live ID? Registrati

19 Nov.
24 Set.
18 Set.
FIRAT ÜNALha scritto:
SENİ SEVİYORUM
bakmak değil görmekse eğer,
sevmek; yanındayken başını
omuzuna koyabilmekse eğer,
sevmek; yanındayken yalnızlığı unutmaksa eğer,
SENİ SEVİYORUM....
* * * * *
sevmek; senle iken yere daha sağlam
basabilmekse eğer,
sevmek; yokluğunda seninleymiş gibi
hissetmekse eğer,
sevmek; hayallerine senide sokabilmekse eğer,
SENİ SEVİYORUM
* * * * *
sevmek; yatağa uzandığında, seni düşlemekse eğer
sevmek;sen üşüdüğünde gölgemle
seni ısıtmaksa eğer,
sevmek; sevdiğini çıklık çığlığa söylemekse eğer,
SENİ SEVİYORUM
* * * * *
sevmek; el ele tutuştuğunda kalbinde bişeylerin
kopmasıysa eğer,
sevmek; gözgöze geldiğin de hiç kıpırdamadan
bakabilmekse eğer,
sevmek; kalbini kalbinde hissetmekse eğer,
SENİ SEVİYORUM
sevmek; yanındayken başını
omuzuna koyabilmekse eğer,
sevmek; yanındayken yalnızlığı unutmaksa eğer,
SENİ SEVİYORUM....
* * * * *
sevmek; senle iken yere daha sağlam
basabilmekse eğer,
sevmek; yokluğunda seninleymiş gibi
hissetmekse eğer,
sevmek; hayallerine senide sokabilmekse eğer,
SENİ SEVİYORUM
* * * * *
sevmek; yatağa uzandığında, seni düşlemekse eğer
sevmek;sen üşüdüğünde gölgemle
seni ısıtmaksa eğer,
sevmek; sevdiğini çıklık çığlığa söylemekse eğer,
SENİ SEVİYORUM
* * * * *
sevmek; el ele tutuştuğunda kalbinde bişeylerin
kopmasıysa eğer,
sevmek; gözgöze geldiğin de hiç kıpırdamadan
bakabilmekse eğer,
sevmek; kalbini kalbinde hissetmekse eğer,
SENİ SEVİYORUM
15 Ago.
Ecemsu Özdenha scritto:

SeN" Yakomaz Gecelerde Ağlardın...

“GiTtiN... solan bir mevsim değil sadece bendim. Şimdi ay güneşim oldu..”

Herkesin bir tanımı vardı aşka dair. Herkesin farklı bir aşk sunumu. Benim de...

Mutsuz aşktı benim sahnemde hayat bulan aşkın adı...

Donuk ve mat ama kutsal bir aşktı.
Madde bağımlılığı gibiydi, nefes alamayan astımlı bir hastaydı o, ama onurlu bir aşktı.

Maskeli balo müdavimlerinin adını aşk koydukları ölüm ayinlerinden değildi.

Aynaya bakmaya korkan yüreklerin harcı da değildi böyle bir aşk.

 

Aşkı, aşk yapan tek kişilik olmasıydı belki de. Kana karışan yoksunluğun her geçen saniye artarak daha çok acı vermesiydi... Çaresizlikti o. Asla tutku ya da şehvet değildi.
Vücutlar yoktu onun içinde, ne maskeler ne de hesaplar.....
Şehir, ışıklarını yine söndüremedi. Şehir, yaşanılan cinayetlerin tek tanığıydı. Özenle çıkarılıyordu maskeler, özenle takılıyordu sonra...


Aşk, yürek işiydi, yürek yoksa aşk da olmazdı.
O bir iç kanamasıydı. Tutku ya da şehvet değil...
Bir de utanmadan aşktan söz edenler vardı, kirletenler. İnce hesap duayenleriydi onlar. Dudaklarında şehvet, tenlerinde ihanetin dövmesi vardı. Kaslarında bir gece önceki sahte dokunuşların sızısı, o sızı ki bir tek kaslarındaydı...

Mekanikti bedenleri gibi yürekleri de. Her yerde görebildiğiniz türdendi bu ince hesap duayenleri. Başkalaşmış aşkların başkalaşmış adam ve kadınlarıydı onlar. Yüzlerinden tanırdınız onları, ifadelerinden, pazarlıklı gülüşlerinden. Masum olanı yaşatmazdı yürek müsfetteleri. Sürekli yenilerlerdi belleklerini. Acıyı da böyle uyutmuşlardı, Aşkı da...


Oysa Aşk, içinde acı olmadan ne kadar onurlu olabilirdi ki...

Çıplaklık yoktu benim Aşkımda. Hesaplar, beklentiler, yoktu.

Korku vardı, dinmeyen sancılar vardı. Ağustos gecesinde üşüten ayazlar vardı.
Çaresizlik vardı dört duvarda. Çaresizlik vardı dört duvarda.....

"Şimdi gözlerinde sakladığım mevsimleri de getiremem artık sana... Şimdi bir güvercin gibi tünedim yaşam yalnızlığına"

Kızıla çalıyordu ölen gözlerin Düşlerim, hayalin, hayalimiz Ölüm bendim ama sen yaşam değildin

15 Giu.